Acilbilgi.net

Acilbilgi Olay Yeri Değerlendirilmesi, Kaza, Kaza Anı

Kasım 16th, 2008 by Ceycey

Hastane öncesi acil bakım veren personelin tümü, eğitimlerinin başlangıcında, hastaya bakım verebilmek için öncelikle hastaya nasıl ulaşılması gerektiğini öğrenirler.

Hasta ve kaza hakkındaki bilgiler, ilk aşamada haber veren kişilerden elde edilir. Çağrı merkezindeki görevli tarafından alınan bu bilgiler, olay yerine gidecek olan ambulans görevlilerine aktarılır. Olay yerine varıldığında, hastanın yanına ulaşana kadar geçen sürede hemen olay yeri değerlendirilebilir.

Olay yerinin görünümü, acil bakım verecek elemanın bakımını tümüyle etkileyecektir. O nedenle olay yerinin doğru değerlendirilmesi çok önemlidir. Basitçe çevreyi gözden geçirmek, dinlemek ve çevreden olduğunca bilgi toplamak ve bunları sınıflamak önemlidir. Yine olay yeri bize kazanın oluş şekli hakkında ve güvenlik açısından bilgi verebilir. Olay yerini değerlendirebilmek için gerekli unsurlar:

Güvenlik (emniyet tedbirleri)
– tehlike oluşturabilecek tüm unsurları gözden geçirin, acil bakım verirken hem kurtarıcı hem de hasta için tehlike unsuru olmadığından emin olun.
Olay yeri
– araç kazası söz konusuysa, kaç tane çarpışan araç var, yardım ekipleri kimler, araçlardaki hasarlar ne boyutta, araştırın ve değerlendirin. Ona göre hastalara ulaşma çabalarınızı belirleyin.
Durum değerlendirmesi
– Ne olmuş, neden, kaç yaralı var, yaşları nedir? Başka tıbbi sorunlar var mı? Örnek: kalp krizi geçirme nedeniyle arabayı bir yere çarpma gibi.

Yazan Acil Yardım | Yorum yap »

Kan Nakli Nedir Nasıl Yapılır?

Eylül 14th, 2008 by Ceycey

Kan Nakli Kan hacminin azalmış olduğu durumlarda, özellikle bir yaralanma sonucu çok miktarda kan kaybetmiş bir yaralının tedavisinde en kesin ve esaslı sonucu veren bir tedavi şekli.

İlk kan nakli bir Musevi doktor tarafından Papa Sekizinci İnnocent üzerinde denenmiş, ancak hem papayı hem de kan alınan üç genci kurtarmak mümkün olmamıştır (1492). Bu olay daha önce genç kimselerin kanını içmek veya kan banyosu yapmakla daha genç ve dinç kalınacağı konusundaki Avrupa’daki inanca rağmen, kan nakli konusunun uzun seneler ele alınmamasına yol açmıştır. 1600 yıllarında Richart Lewer, melankolik bir hastaya koyun kanı nakletmiş, ancak meydana gelen hemoliz (alyuvarların erimesi) neticesi hasta ölmekten zor kurtulmuştur. Bu olay, kan nakillerinde meydana gelen hemolize dikkatleri çekmiş ve bu yönde çalışmalar yapılmıştır. Fransa’dan sonra İtalya’da da sonu facialarla biten bu tür kan nakilleri yapılmaya başlanınca, zamanın papası bu uygulamayı yasaklamış ve kan nakilleri uzunca bir süre gene unutulmuştur.

1818’de James Blundell insandan insana yaptığı 10 kan naklinden beşinde başarılı olmuştu. 1900’de Stesher ve Wiener ABO kan gruplarını ayırt etmişlerdir. İki yıl sonra da De Costello AB kan grubunu bulmuştur. 1914’te sodyum sitratın kan pıhtılaşmasını önleyici etkilerinden faydalanılarak konserve kan kullanılmaya başlanmış ve o zamana kadar mevcut olan alıcı ve vericinin birlikte bulunmaları konusu ortadan kaldırılmıştır. Bu husustan faydalanan Fransızlar, Birinci Dünya Savaşında kan naklini başarıyla kullanmışlardır.

Devam »

Yazan Acil Yardım | Yorum yap »

Şok Hali

Eylül 11th, 2008 by Ceycey

Çeşitli sebeplerle husûle gelen ve hayatî organların normal kanlanmamasına sebep olan kalp debisi düşüklüğüyle karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliği. Şoku, sebeplerine göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

Kardiyojenik şok (myokard enfarktüsüne bağlı şok; akciğer damarlarının âni tıkanıklığı vs.), septik şok (enfeksiyonlara bağlıdır), oligemik şok (kan kaybı, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı şok), anaflaktik şok (âni allerjik durumlar), nörojenik-psikojenik şok (âni üzüntü, korku, âni sevinç vb.), endokrin hastalıklara (hormonal bozukluklar) bağlı şok, cerrahî şok, irreversibl şok (iyileşemeyecek ve ölümle sonlanacak olan şok).

Şokun genel olarak üç devresi vardır. Örnek olarak kan kaybına bağlı şoku ele alalım: İlk devre, erken devre ismini alır. Hafif kanamalarda teşekkül eden şokun erken devresinde kalp debisi ve tansiyon bir miktar azalır. Bu devrede vücûdun bazı savunma mekanizmaları şokun zararlı tesirlerini gidermede tesirli olurlar. Kalbin kasılma gücü ve dakikadaki atım sayısı artar. Çevre damar direnci artar ve böylece kalpten pompalanan kan, daha ziyâde hayâtî organlara yöneltilmiş olur. Ayrıca bâzı hormonal mekanizmalar da harekete geçerek vücutta su ve tuz tutulmasını sağlamak sûretiyle tansiyonun düzeltilmesinde, şokun bu erken devresinde etkili olurlar.

Devam »

Yazan Acil Yardım | Yorum yap »

Kazalar Ve Tedavileri

Eylül 11th, 2008 by Ceycey

a) Kaza nedir?
Dünya Sağlık Örgütü’ nün tanımına göre “önceden planlanmamış ve beklenmeyen ancak yaralanmayla sonuçlanan bir olaya kaza denir.” Kazalar sonunda büyük maddi hasarların yanında oldukça fazla insan da hayatını kaybetmektedir.
b) Toplum sağlığı açısından kazaların önemi
Her gün izlediğiniz basın ve yayın organlarında çok değişik kaza haberleri duyarsınız. Kaza sayısının hızlı bir şekilde artış göstermesi çok sayıda ölüm ve sakat kalma durumlarını da beraberinde getirir. Diğer bir ifadeyle kazalar toplumdaki sakatlık ve ölümlerin başta gelen sebepleridir. Kazaların öneminin daha iyi kavranması için ülkemizdeki kaza oranları, ölüm ve sakat kalma sayılarına bakmak gerekir.
Ülkemizde kazaların gerçek boyutunu yansıtacak rakamlar tam olarak elde edilememektedir. Türkiye’ deki kazaların %40’ ı trafik kazaları, %20’ si iş kazaları, %20’ si ev kazaları ve %5’ i ise ateşli silah yaralanmalarıdır. Ayrıca tarımsal uygulamalar ve sportif etkinliklerde de kazalar görülmektedir.
1994 yılı rakamlarına göre toplam 233.803 trafik kazası olmuş, bu kazalarda 5942 kişi ölmüş ve 104.717 kişi yaralanmıştır. Trafik kazalarının %97’sinin nedenisorumsuzluktur.
1992 yılında SSK’ ya kayıtlı olan 3.796.702. işçiden 138.464 iş kazası saptanmıştır. Yani işçilerin %3.7!si iş kazası geçirmişlerdir. Yaralanan işçilerin %2.48’inde kalıcı sakatlık meydana gelmiştir.%1.27 oranında ölüm meydana gelmiştir.
Hızlı bir artış göstererek insan sağlığını olumsuz etkileyen kazalar meydana geliş şekillerine göre gruplandırılabilir. Kazalar;
 Trafik kazaları
 İş kazaları
 Ev kazaları
 Spor kazaları
 Kitlesel kazalar
 Diğer kazalar olarak gruplandırılır.
Devam »

Yazan Acil Yardım | Yorum yap »

Eklem Burkulmaların Da yapılması Gerekenler

Eylül 8th, 2008 by Ceycey

Burkulma; eklemlerdeki bağların veya çevresindeki dokuların ani ve ters hareketler sonucu gerilmesi veya yırtılması sonucu meydana gelir. Bu durum en çok ayak ve el bileği eklemlerinde görülür. Burkulan eklem önce şiddetli bir şekilde ağrımaya başlar. Burkulmadan birkaç saat sonra ise eklem çevresinde şişlik ve kızarıklık oluşur. Burkulan eklem hemen tedavi edilmelidir. Bölge öncelikle soğuğa tutulmalı (üzerine buz veya içi soğuk suyla dolu bir kap koyabilirsiniz), daha sonra bandajlanarak 1-2 saat boyunca yükseğe kaldırılmalıdır. Böylece şişmeyi büyük ölçüde engelleyebilirsiniz. Soğutma işlemi 10-15 dakikadan uzun sürmemeli, her uygulama arasında 3 saat beklenmeli ve uygulamanın toplam süresi 24 saati aşmamalıdır. Bandajlama işleminden önce burkulan bölgeye merhem sürülmesi de iyileşmeyi hızlandırabilir.

Yazan Acil Yardım | Yorum yap »

« Onceki Konu